İş Kazası Deyip Geçmeyin: Gözünüzden Kaçan Detaylar Şirketin Başına Dert Açabilir
10.07.2025İş Kazası Deyip Geçmeyin: Gözünüzden Kaçan Detaylar Şirketin Başına Dert Açabilir
“Ben ne yaptım ki, ayakkabıyı ben mi seçtim?”
Bu cümle bir işverenin mahkemedeki savunmasıydı. Olay şu: Kadın çalışan, işyerinde topuklu ayakkabı giymeye mecbur bırakılmıştı. Gün içinde düşüp bileğini burkuyor, çatlak oluşuyor. Dava açılıyor. Yargıtay, kısa ve net karar veriyor: “Bu bir iş kazasıdır.” Çünkü riski doğuran tercih, işverenin kuralıydı.
Bu örnek bile tek başına iş kazasının sadece şantiyelerde ya da tehlikeli makinelerin başında yaşanmadığını anlatmaya yeter.
Toplumda iş kazası denince hâlâ akla ilk gelen, iskeleden düşen işçi ya da torna tezgâhında parmak kaybeden çalışan. Ancak hukuk böyle çalışmaz. Kanuna göre iş kazası, sigortalının işini yaparken veya işle bağlantılı bir faaliyet sırasında maruz kaldığı, bedensel ya da ruhsal zarar doğuran her olaydır.
Bu tanım geniştir. Öyle ki:
• Ofiste çay almaya giderken merdivenden düşen çalışan,
• Temizlik sırasında kaygan zeminde kayıp bileğini burkan personel,
• Sabah serviste kaza geçiren mühendis,
• İş yerinde kulaklık verilmeden çalıştırılan ve zamanla duyma kaybı yaşayan operatör.
Bunların hepsi iş kazası kapsamına girebilir.
Peki işverenlerin en sık düştüğü yanılgı ne?
“Kendisi dikkatsizdi” demek. Oysa mahkemeler için bu tür savunmalar çoğu zaman geçersizdir.
Çünkü esas soru şudur: “Bu kaza öngörülebilir miydi? Ve önlenebilir miydi?” Eğer cevap “evet” ise ve işveren buna rağmen önlem almadıysa, sorumluluk işverendedir. Mesela çalışan platformdan düştü ve siz “telefonla konuşuyordu” dediniz. Ama orada güvenlik bariyeri yoksa, suç sizin. O bariyer orada olmak zorundaydı. “Keşke dikkatli olsaydı” diyerek sorumluluktan kurtulamazsınız.
İşverenlerin çoğu, kazalara karşı “eğitim verdiğini” söyler ama imza alarak formaliteyi tamamlamak, gerçek anlamda eğitim vermek değildir. Evrak tamam olabilir ama asıl mesela şudur: Çalışan gerçekten ne kadarını anladı? Eğitimin içeriği, veriliş şekli, hangi risklere karşı hazırlandığı ve anlaşılır olup olmadığı önemlidir. Bir iş kazası yaşandığında, mahkeme şunu da sorar:
“Bu risk daha önce değerlendirilmiş miydi? Çalışan bu konuda bilgilendirilmiş miydi? Gerekli donanım sağlanmış mıydı?” Cevaplar eksikse, evraklar tam olsa bile işverenin sorumluluğu doğar.
Bir başka sık gözden kaçan alan da SGK bildirimi. Bir iş kazası olduğunda, işverenin bunu 3 iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirmesi gerekir. Aksi hâlde, hem idari para cezası uygulanır hem de SGK zararın işverenden tahsil edilmesi yoluna gidebilir. “Ufak bir şey” diye geçiştirilen bir olay, işverenin yıllar boyu maddi yük altında kalmasına sebep olabilir. Bu yükümlülük sadece kaza sonrası değil, öncesi sorumluluklarla birlikte bir bütündür.
İşverenlerin genellikle farkında bile olmadıkları bazı riskler var:
Zorunlu tutulan topuklu ayakkabılar, ıslak zeminler, gevşek parke, uzun mesailer, yetersiz aydınlatma, hatta çalışanın yorgunluktan hata yapmasına sebep olacak iş yükü bile…
Bir de servis meselesi var. Sabah iş yerine giderken serviste kaza geçiren çalışanlar için “daha iş başı yapmadı ki” denemez. Çünkü servis, işin bir parçası kabul edilir.
Hatta bazı istisnai durumlarda, kişi kendi aracıyla giderken bile kazaya uğrasa ve bu durum işle doğrudan bağlantılıysa, iş kazası sayılabilir. Elbette her olay ayrı değerlendirilir. Ama genel ilke şudur: İşverenin “benim dışımda oldu” demesi, çoğu zaman yeterli bir savunma sayılmaz.
Şunu artık herkes biliyor: Duvarlara “Baretinizi Takınız” yazmakla iş bitmiyor. Oysa asıl tehlike, o tabelanın kendisinde değil; arkasındaki ihmallerde gizli. İş güvenliği bir prosedür değil, bir öngörü meselesidir. Çoğu zaman önlenebilir kazaların faturası çok daha büyük olur. Çünkü iş kazası sadece bir tazminat meselesi değil. Aynı zamanda bir itibar testi.
Gazeteye düşen bir vaka, kamuoyunda şirketin imajına zarar verebilir. Bazen bir çalışanın ayak bileğini korumak, milyonluk reklam kampanyalarından daha fazla şey kazandırır.
Kazadan sonra değil, kazadan önce düşünen işveren olmak sizi ayakta tutar.
Unutulmamalıdır ki: Tedbir, tazminattan ucuzdur.
Avukat & Hukuk Müşaviri

