Ramazan Yardımı Yaparken Vergiye Takılmayın
17.02.2025Ramazan Yardımı Yaparken Vergiye Takılmayın
Ramazan ayı, sadece oruç ayı değil; aynı zamanda dayanışma ve yardımlaşma duygularının güçlendiği özel bir zaman dilimidir. Bu ayda paylaşmanın bereketi daha fazla hissedilir, ihtiyaç sahiplerini gözetmek ve toplumsal bağları kuvvetlendirmek ön plana çıkar. Bir sofrayı paylaşmak, bir gönle dokunmak, küçük bir yardım eli uzatmak Ramazan’ın ruhunu gerçek anlamda yaşatır. Çünkü Ramazan, bireysel ibadetin ötesinde, birlikte güçlü olmanın en sade ama en derin hatırlatmasıdır.
Bu nedenle Ramazan ayı, şirketlerin yalnızca ticari faaliyetleriyle değil, sosyal sorumluluklarıyla da öne çıktığı bir dönemdir. Çalışanına destek olmak isteyen de var, dışarıdaki ihtiyaç sahiplerini unutmayan da…
Ancak konu vergisel boyuta geldiğinde, iyi niyet tek başına yetmiyor. Çünkü vergi mevzuatı “yardım” kelimesine değil, yardımın kime, nasıl yapıldığına bakıyor.
Bu nedenle Ramazan yardımları doğru planlanmazsa, şirket açısından sonradan “yardım” değil; ücret, KDV riski veya indirimi reddedilen bağış haline dönüşebiliyor.
Bu yazıda meseleyi tek bir soruyla ele alıyorum:
Şirket yardım yapacaksa en doğru yol nedir?
1. Çalışanlara Yapılan Yardımlar: En Kritik Ayrım “Nakit mi, Aynî mi?”
Şirketlerin çalışanlarına Ramazan döneminde yaptığı yardımlar genellikle üç şekilde olur:
• Nakit ödeme
• Hediye kartı / çek
• Erzak paketi (aynî yardım)
Burada temel kural nettir:
Nakit Ödemeler Ücret Sayılır,
Gelir Vergisi uygulamasında ücret tanımı geniştir. Çalışana sağlanan menfaatin adı “Ramazan desteği” olsa bile, ücret kapsamında değerlendirilir. Bu da stopaj ve damga vergisi yükümlülüğünü gündeme getirir.
Şirketler çoğu zaman “bu bir sosyal yardım” diyerek nakit ödeme yapmayı tercih ediyor. Ancak uygulamada bu tür ödemeler, vergi incelemelerinde ücret kabul edilen kalemler arasında yer alıyor.
Aynî Yardımlar,
Erzak paketi gibi aynî yardımlar, nakit ödemeye göre daha kontrollü bir yöntemdir. Değerleme ise ortalama perakende fiyat üzerinden yapılır.
Bu nedenle çalışanlara destek sağlanacaksa en doğru yaklaşım; Nakit yerine aynî yardım tercih edilmesi olacaktır.
2. SGK Açısından: Aynî Yardım ile Nakdî Yardım Aynı Şey Değildir
Uygulamada en sık karıştırılan konulardan biri de SGK boyutudur.
Genel yaklaşım şudur:
• Mal olarak verilen aynî yardımlar prime esas kazanca dahil edilmez,
• Aynî yardım yerine yapılan nakdî ödemeler ise prime tabi kabul edilir.
Bu nedenle şirketler açısından “yardım yapacağım” derken en doğru yol; Nakit ödeme yerine aynî destek vermektir.
Bu hem ücret tartışmasını azaltır hem de SGK riskini ortadan kaldırır.
Özellikle büyük işletmelerde, nakit yardımların SGK denetimlerinde ek prim yüküne dönüşmesi sık karşılaşılan bir durumdur.
3. Çalışana Yardımda KDV Boyutu: Paket “Bedelsiz” Diye Risksiz Değildir
Şirketin satın aldığı ve KDV’sini indirdiği malları çalışanlara bedelsiz vermesi, KDV açısından “teslim” niteliğindedir.
Özellikle Ramazan paketlerinde şu hata sık görülür:
• Paket tek kalem faturalandırılır,
• İçindeki ürünler farklı oranlara tabi olduğu halde en yüksek oranda vergi riski doğurur.
Bu nedenle aynî yardım planlanırken KDV boyutu da dikkate alınmalıdır.
Şirketin “yardım yaptım” diye düşündüğü bir işlem, KDV yönünden beklenmedik bir düzeltme doğurabilir.
4. Şirket Dışına Yapılan Yardımlar
Şirket dışına yapılan yardımlarda; doğrudan dağıtım en yanlış yoldur.
Ramazan’da birçok şirket kolileri alıp doğrudan ihtiyaç sahiplerine dağıtıyor. Niyet güzel. Ama vergisel açıdan en zayıf yol çoğu zaman budur.
Çünkü dış yardımlarda sorulması gereken soru şudur;
Bağış kime yapıldı ve belgesi var mı?
Doğrudan kişiye yapılan yardımlar çoğu zaman:
• Gider yazılamaz,
• İndirim konusu yapılamaz,
• İncelemede reddedilebilir.
Bu yüzden şirket dışına yardım yapılacaksa, doğru yöntem doğrudan dağıtım değil, kurumsal kanaldır.
Burada en büyük hata, “yardım ulaştı ya yeter” yaklaşımıdır. Vergisel açıdan ise yardımın belgelendirilebilir ve mevzuata uygun olması gerekir.
5. En Uygun ve En Güvenli Yol: Gıda Bankacılığı Üzerinden Yardım
Ramazan yardımlarında şirketler için en uygun model; Gıda bankacılığı yapan dernek ve vakıflara şartlı bağış yapılmasıdır.
Bu yöntem neden en doğru yoldur?
• Yardım gerçek ihtiyaç sahibine ulaşır,
• Bağış belgelidir,
• Vergisel avantaj zemini daha güçlüdür,
• KDV istisnası ve gider/indirim boyutu daha savunulabilir hale gelir.
Şirket açısından “yardımı doğru yapmak” istiyorsanız, en güvenli yol budur.
Bu model aynı zamanda şirketin “yardımı ben dağıttım” riskini ortadan kaldırır; çünkü dağıtım sorumluluğu gıda bankacılığı yapan kuruluşa geçer.
6. Şirketler Ramazan Yardımında En Çok Nerede Hata Yapıyor?
• Nakdi yardımı bordro dışı yapmak,
Adı yardım olsa da ücret sayılır, stopaj riski doğar.
• Hediye kartını “aynî yardım” sanmak,
Kart nakit gibi kullanıldığı için ücret olarak değerlendirilir.
• Dış yardımı doğrudan dağıtmak,
Belge ve muhatap şartı yoksa indirim reddi gündeme gelir.
• KDV boyutunu hiç hesaba katmamak,
Bedelsiz teslim sayılan halleri dikkate almak gerekir.
• Bağışın yapıldığı kurumun niteliğini kontrol etmemek,
Her dernek ve vakfa yapılan bağış aynı vergisel sonucu doğurmaz.
Yardım Yapmak Kolay, Doğru Yapmak Disiplin İster
Ramazan yardımı bir vicdan meselesidir. Ama şirketler açısından aynı zamanda bir mevzuat meselesidir.
En doğru yol şudur:
• Çalışana yardım yapılacaksa aynî destek tercih edilmeli,
• Dışarıya yardım yapılacaksa kurumsal kanal veya gıda bankacılığı modeli kullanılmalı,
• Belge ve uygulama baştan doğru planlanmalıdır.
Böylece hem yardım amacına ulaşır, hem de şirketiniz gereksiz vergi ve inceleme riskiyle karşılaşmaz.
Yeminli Mali Müşavir

